bellemek

-i
1. 记住, 背下: Çocuk bu şiiri iyice belledi. 孩子已经把这首诗背得滚瓜烂熟。Orada gördüğü şeyi yineleyecek biçimde belledi. 他把他看到的事情熟记在心。
2. 认为, 假设: Ben onu geldi bellemiştim. 我当时以为他已经来了。Doğru bellediğin yoldan şaşma. 你认准的路, 就照直走下去。
II
-i 用铲或锹翻(土): tarlayı \bellemek 用锹翻地

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bellemek — 1. nsz 1) Öğrenip akılda tutmak Kasım lodosla girdi mi kış yumuşak olur diye bellemiş atalarımız. H. Taner 2) Sanmak Yumuşak, sabırlı, şefkatli bir insan bellemişsin. H. Taner 2. i Bel (III) denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bel bellemek — toprağı belle kazmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • anasını bellemek — kaba bir kimseye en büyük kötülüğü yapmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aktarmak — i, e 1) Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek 2) i Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek 3) den, e Bir dilden başka bir dile çevirmek, tercüme etmek 4) Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak 5) Toprağı altı üstüne… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ana — is. 1) Çocuğu olan kadın, anne Gözyaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı. H. Taner 2) Yavrusu olan dişi hayvan 3) Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı Fatma Anamız. Meryem Ana. 4) ünl. Yaşlı kadınlara… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bel — 1. is., Far. bel Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı Birleşik Sözler çatal bel Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller bel bellemek 2. is., anat. 1)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bellem — is. Bellemek yetisi Birleşik Sözler aşırı bellem …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belleme — 1. is., hlk. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna 2. is. Bellemek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • belleyivermek — i Çabucak bellemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hıfzetmek — der, esk., Ar. ḥifẓ + T. etmek 1) Saklamak 2) Aklında tutmak, bellemek, ezberlemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kapmak — i, ar 1) Birdenbire yakalayarak, çekerek almak Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım. H. Z. Uşaklıgil 2) Isırıp parçalamak 3) Koparmak, kıstırmak Makine parmağını kapmış. 4) İşitir işitmez veya görür görmez… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.